
Haftanın Takımı: Phoenix Suns.
Şubat ayının ortasında, All-Star arasının hemen sonrasında koçları Terry Porter'ı kovup yerine Alvin Gentry'i getirmelerinin ardından 2004 sonrası için Phoenix ve Steve Nash ile özdeşleşen run&gun sistemine geri dönüp geri kalan 30 maçın 17'sini kazanan Phoenix Suns, alışkın olduğu sistemle başladığı sezonda beklentilerin üzerine çıkmış durumda. 2003-04 sezonunda playoff dışında kaldıktan sonra Nash ile anlaşan ve koç Mike D'Antoni önderliğinde girilen sezonda Nash'e MVP, D'Antoni'ye yılın koçu ödüllerini, Amar'e ve Marion ikilisine de All-Star kapılarını açan ve sezonun 62–20 derecesiyle en tepede bitirilmesine olanak sağlayan run&gun sistemi, koşarak oynamak üzere yaratılmış bu oyuncuların etrafında aynı büyüyü bir kez daha yaşatıyor.
Doğru işlediğinde ve şutlar isabetli olduğunda durdurulamayan run&gun sistemi sezona en iyi giren takım olan Boston Celtics'i Garden'da yenmeye yetti. Sezona kötü başlayan Jason Richardson'ın ritmini bulduğu, Nash'in ise MVP olduğu sezonlardakine benzer performanslar ortaya koyduğu haftada Suns, Boston'un ardından sırasıyla dışarıda Wizards ve Sixers'ı, içeride ise Hornets'ı yenerek haftanın takımı olmaya hak kazandı.
Haftanın Oyuncusu: Steve NashRun&gun sistemi için biçilmiş kaftan olmasını sağlayan pas kabiliyeti, saha görüşü, uzak mesafeden yüksek isabet ortalaması, hızı ve zekası bir kez daha Suns'ı başarıya koşturuyor. Takımının oynadığı dört maçı da kazandığı haftada Nash 32 dakikada 15 sayı 14,75 asist ortalamalarıyla oynadı. Bu ortalamaları Rondo ve Chris Paul gibi ligin pozisyonlarında en iyi birkaç savunmacısı içerisinde sayabileceğimiz gardları karşısında yaptığını belirtelim.
Haftanın İlk Beşi:
PG: Steve Nash: Bazı oyuncular maçı değil kendilerini izletir. Nash de hele ki uygun sistemle oynarsa bu oyuncuların başında gelen birkaç özel adamdan biridir. Verdiği imkansız paslar, yaptığı ince işler, oyuna kattığı hız, zeka ile bütün NBA severlerin kalbinde özel bir yeri olduğuna inandığım Nash, yeni(ve daha çok eski) sistemde özlediğimiz ve sevdiğimiz eski Nash gibi oynamaya, oynatmaya ve kazandırmaya devam ediyor.
SG: Tyreke Evans: Şayet Kobe'nin Lakers'ta yaptığı gibi takımın en önemli oyuncuları kenardayken maç kazandırmaktan daha büyük ve önemli bir şey varsa o da bu işi Sacramento Kings takımında yapabilmektir. Kevin Martin'in sakatlığının ve Nocioni'nin sarhoş araba kullandığının belirlenmesinin şokunu yaşayan takımına liderlik ederek ligin en kötü takımı olarak kabul edilen Sacramento'ya üst üste 3 galibiyet kazandırdı. Bu dönemde ortalamaları 25 sayı 5,6 asist 6,3 ribaunt ve 1,3 top çalma. Bir çaylak için fazlasıyla iyi.
SF: LeBron James: Lige kötü bir başlangıç yapan ve yeni kadroya yeni eklenen Shaq, Moon gibi oyunculardan beklenilen katkıyı alamayan, üstüne bir de üst üste konferans finalleri oynayan kadronun temel taşlarından West'i kişisel problemleri nedeniyle kullanamayan Cleveland'da ayakta kalan bir adam varsa o da elbette organizasyonun yapı taşı, LeBron James. Chicago yenilgisine engel olamadığı fakat sonrasında MSG'da Knicks, Amway Arena'da ise finallerde elendiği Orlando'yu ezdikleri maçlarda James %59 saha içi isabetiyle 31,3 sayı attı. Aynı dönemde diğer ortalamaları 7,6 ribaunt 6,3 asist 1,6 top çalma.
PF: Chris Bosh: Kazanabileceği maçları kazanıp zor rakiplere kaybederek yanıltmayan Toronto'nun kontrat sezonunda istatistiğe oynayan ve adeti olduğu üzere sezona iyi giriş yapan Chris Bosh 28,3 sayı 10 ribaunt ortalamasıyla oynadığı haftada öne çıkan başka uzun olmayınca haftanın takımına girmeye hak kazandı.
C: Andrew Bogut: Şayet bu ligde Kings, Bucks ve Memphis adındaki takımlar maç kazanıyorsa olağan dışı birşeyler var demektir. Bucks'ta bu durumu yaratan Jennings ile birlikte inanılmaz bir çıkış yakalayan Bogut oldu. %60 saha içi isabetle 20,6 sayı 9,3 ribaunt 3 asist ve maç başına 2,3 blok ortalamasıyla geçirdiği haftada Bogut takımı Bucks'ın 3 galibiyetle kapattığı haftanın sonunda haftanın takımına girmeye hak kazandı.
Haftanın İyileri:Brandon Jennings: Milwaukee Bucks'ı Redd'in yokluğunda sırtlayan ve tam kadro bile maç kazanması zor olan Bucks'a 3 maç kazandıran Jennings, 2 kere üst üste MVP ödülüne layık görülen Nash eski günlerine dönünce haftanın takımında yer alamadı.
Kevin Durant: Kötü başladığı sezonda çabuk toparlandı. 28 sayı 7 ribaunt 2,75 top çalma ortalamalarıyla oynadığı haftada haftanın takımına girmesine engel, LeBron'ın performansından çok Houston ve Sacramento'ya kaybettikleri maçlar oldu.
Jason Richardson: Boston'u yıkan Richardson'ın üçlükleri oldu. Kötü başladığı sezonda Boston maçıyla çıkış yakaladı ve haftayı %67 ile maç başına 4,5 üçlük isabeti ve 7 ribaunt ortalamayla tamamladı. Bu iki alan dışında oyunun başka bir yönünde katkı vermediği için haftanın takımına giremedi.
Joakim Noah: 13 sayı 14.8 ribaunt 2 blok ortalamalarıyla kendisinin üretken bir NBA basketbolcusu olamayacağını iddia eden köşe yazarına yazdığı yazıyı salsa sos eşliğinde yedirerek tamamladığı haftada takımının aldığı 2 mağlubiyet ve Bogut'un performansı haftanın takımına girmesini engelledi.
Bunlara Dikkat:Charlie Villanueva: Geçirdiği sakatlık nedeniyle preseasonda tam olarak çalışamayan Villanueva yavaş yavaş form tutmaya başladı.
Beno Udrih: Kevin Martin'in sakatlığının ardından Kings'te ilk 5'e yerleşen Udrih verimini ikiye katladı.
Ersan İlyasova: Son iki maçta 20'li dakikaları gören Ersan şansını iyi kullandı, fazlasıyla üretken oldu.
James Posey: Yazın geçirdiği sakatlığın ardından sezona kötü bir giriş yapan Posey, yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Hornets'ın koç değişikliği alacağı süreyi pozitif yönde etkileyebilir.
Kelenna Azubuike: Don Nelson'ın hiçbir zaman güven olmayan rotasyonunda bu hafta piyango Azubuike'ye çıktı. Stephen Jackson'ın takas edilmeye çalışıldığı ortamda otuzlu dakikaları gören Azubuike üretkenlik gösterdi. Süresinin bu civarda seyredeceğini ve veriminin artacağını tahmin ediyorum.
Tyler Hansbrough: sakatlığını atlatan Hansbrough, Murphy'nin de sakatlanınca NBa kariyerinin ilk maçına bu hafta çıktı ve kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğratmadı. Aldığı sınırlı süreleri iyi değerlendiren Hansbrough 15 dakikada 12 sayı 6,5 ribaunt ortalamayla oynuyor.
Marcus Williams: Iverson'ın ilk 5 çıkmadığı için sorun çıkartıp evinin yolunu tuttuğu ve dönmeye pek sıcak bakmadığı Memphis'te 3. gard konumunda ve üretkenlik gösterebileceği süreler almaya başladı. Şansını iyi değerlendirirse bir önceki sene Conley'nin Lowry'nin önüne geçtiği gibi Williams da Conley'nin önüne geçebilir.
Haftanın Olayı: Celtics'in Boston Garden'da kaybetmesi
Şutlar isabetli olduğunda durdurulması en zor sistem şüphesiz run&gun. Garden'da Boston, Suns'ın böyle bir gecesine denk geldi. Phoenix .54 ile 13 üçlük isabeti bulduğu karşılaşmada Boston'un Garnett dışındaki uzunları etkili olamayınca deplasmanda sezona fırtına gibi giren Celtics'e ilk mağlubiyetini tattırdı.
Haftanın Eşleşmesi: Howard-ShaqCleveland'ın 2009 Doğu Konferansı Finalleri'nde yaşadığı Howard faciasını bir daha yaşamamak için yaptığı Shaq takası bu maçla birlikte ne kadar doğru bir hamle olduğunu gösterdi. Shaq'ın, Howard'a iki erken faul aldırıp benche gönderdiği karşılaşmada Howard 11 sayı 7 ribaunt ile kendi standartlarının çok altında bir maç oynadı.
Sorunlular:
Washington Wizards Hücumu: Savunmada önceki senelere göre gelişme kaydeden Wizards'ın hücumu tam bir felaket. Arenas, Butler, Foye, Miller gibi önemli hücum silahları olan Wizards'ın hücumu an itibariyle tam bir karmaşa. Bu kaotik hücum sistemiyle de sonuç üst üste 5 mağlubiyet.
New Jersey Nets ve Lawrence Frank: Genç ve gelecek vaat eden kadrosuna rağmen 0-8 ile başlanan sezon, farklı öne geçilip kaybedilen Knicks ve Bobcats maçları, sakatlıklar ve koç Frank Lawrence'ın tercihleri... New Jersey'nin kabus gibi başlangıcının ardından en kötü başlangıç rekorunu kırabilir mi soruları sorulmaya başlandı.
Rambis, üçgen hücum, Al Jefferson ve Timberwolves: Teknik ekip, yönetim, takımın önemli bir bölümü ile birlikte tahminler başka ama başlangıç aynı. Minnesota kazandığı ilk maçın ardından üst üste 8 tane kaybetmiş durumda. Rambis'in rotasyonu ve oyuncu tercihleri yanlış, takımın üçgen hücuma adaptasyonu başarısız, Al Jefferson uygun olmayan sistemin de sonucu formsuz.
Hornets: Batı Finali için oynayan kadronun ve dolayısıyla MVP adayı Chris Paul'ün düştüğü durum içler acısı. Butler'ın yerine bir önceki sezonki formunu tutması umut edilerek yerleştirilen Mo Peterson'ın Butler'ı bile aratması, Posey'nin ameliyatının ardından kötü dönmesi ve 3-6 başlangıç. Byron Scott gönderilerek sorunların çözümü için önemli bir adım atıldı.
T.J. Ford: Adaptasyonda zorlandığı, sakatlık yaşadığı ve ilk 5'teki yerini Jack'e kaptırdığı sezonun ardından Jack'in de ayrılmasıyla 1 numarada iyice rahatlayan ve sisteme alışması beklenilen Ford kayıplarda. Kötü başlangıcının ardından toparlanma emareleri göstermesinin üzerine gelen sırt ağrıları...
Elton Brand: Sakat geçirdiği iki sezonun ardından Eddie Jordan'ın princeton hücumu ile tekrar kendine gelmesi beklenen Brand beklentileri karşılamak bir yana dursun yedek uzun Marreese Speights'in sınırlı sürelerde yaptığı kadarını bile yapamamakta. İster istemez akıllara ağır diz sakatlıkları yüzünden kariyerine erken nokta koymak durumunda kalan Chris Webber'ı hatırlatıyor.
* Haftanın oyuncusu seçilirken MVP ödülüyle benzer şekilde en iyi takımın en iyi oyuncusu mantığıyla hareket edildi. Haftanın takımında ise sadece istatistiğe oynayan değil, takımını ileriye götüren oyunculara yer verildi zira adam her maç 50 atsa da takımı kaybettikten sonra istisnai durumlar hariç hiçbir kıymeti yok.
-vence


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder